TR/Prabhupada 0166 - Karı Yağmaktan Alıkoyamazsınız

Revision as of 13:45, 23 April 2015 by Ahmet (talk | contribs) (Created page with "<!-- BEGIN CATEGORY LIST --> Category:1080 Turkish Pages with Videos Category:Prabhupada 0166 - in all Languages Category:TR-Quotes - 1966 Category:TR-Quotes - L...")
(diff) ← Older revision | Latest revision (diff) | Newer revision → (diff)


Invalid source, must be from amazon or causelessmery.com

Lecture on BG 2.7-11 -- New York, March 2, 1966

Sürekli acı çektiğimizi unutmamalıyız. Üç çeşit ızdırap vardır. Ekonomik sorunlardan bahsetmiyorum... O başka çeşit bir ızdırap. Vedik bilgiye göre - bu bir gerçektir - üç çeşit ızdırap vardır. Bir çeşidi bedene ve zihne ait olandır... Şimdi varsayın ki başım ağrıyor. Çok sıcaklıyorum ya da üşüyorum, bedensel bir çok acı var. Benzer şekilde zihnin ızdırabı da var. Benim zihnim bugün pek iyi değil. Ben... Biri bana bir şey dedi. Bu yüzden ızdırap içindeyim. Ya da bir şeyi, birini kaybettim, çok fazla şey olabilir. Beden ve zihnin ızdırabı var ve sonra doğadan kaynaklanan ızdırap var. Buna adhidaivika denir ki onu kontrol edemeyiz. Hiçbir ızdırabı kontrol edemeyiz, özellikle... Çok fazla kar yağdığını varsayın. Tüm New York kar altında ve hepimiz çok rahatsız bir durumda kaldık. Bu çeşit bir ızdırap. Ama kontrol edemezsiniz. Kar yağışını durduramazsınız. Görüyorsunuz ya? Eğer çok çok soğuk bir rüzgar esse, bunu durduramazsınız. Buna adhidaivika ızdırabı deniyor. Zihnin ve bedenin ızdırabına da adhyātmika denir. Ve başka çeşit ızdıraplar da vardır, adhibhautika, başka canlıların saldırısı, düşmanım, bir hayvan, bir kurt, bir çok şey. Bu üç çeşit ızdırap hep var. Her zaman. Ve... Ama biz bu ızdırapları istemiyoruz. Şu soru geldiğinde... Şimdi Arjuna bunun bilincinde " Bir savaş var, ve benim görevim düşmanla savaşmak, ama ızdırap var çünkü onlar benim akrabalarım." O böyle hissediyor. Bir kişi, acı çekmek istemememize rağmen hep acı çektiğimiz gerçeğinin bilincinde ve idrakında olmadığı sürece... Bu soru... Böyle bir kişi bunların bilincinde olduğunda bir manevi öğretmene ulaşmalıdır. Görüyorsunuz ya? Hayvan gibi olduğu sürece, hep acı çektiğini bilmediği sürece... Bilmiyor, umursamıyor ya da çözüm bulmak istemiyor. Ve burada Arjuna da acı çekiyor ve buna çözüm bulmak istiyor ve bu yüzden manevi öğretmeni kabul ediyor. Izdırabımızı farkettiğimizde, acı dolu bu durumun idrakına vardığımızda... Izdırap var. Bu ızdırabı unutmak ya da umursamamanın bir anlamı yok. Izdırap hala var. Ama biri bu ızdıraba bir çözüm bulmak istediğinde, manevi öğretmen gereklidir. Aynı Arjuna'nın manevi bir öğretmene ihtiyaç duyması gibi. Net mi? Evet. Demek ki ızdırap hep var. Bir eğitim gerektirmez, sadece basitçe düşünmek yeter, " Tüm bu ızdırabı istemiyorum, ama acı çekiyorum. Neden? Çözümü var mı? Var mı...?" Ama çözüm var. Tüm bu kutsal metinler, bütün Vedik bilgi, her şey... Ve sadece Vedik bilgi de değil... Şimdi... Oh, neden okula gidiyorsunuz? Neden üniversiteye gidiyorsunuz? Neden bilimsel eğitim alıyorsunuz? Neden hukuk eğitimi Herşey ızdırabımıza bir son vermek için. Eğer ızdırap olmasaydı, kimse eğitim almazdı. Görüyorsunuz ya? Ama şöyle düşünüyor " Eğer eğitimli olursam, doktor olursam ya da avukat olursam, mutlu olacağım." Mutlu. Nihai amaç bu. " İyi bir işim olacak devlette. Mutlu olacağım." Demek ki her yaptığımızın sonunda mutluluk hedefleniyor. Demek ki... Ama bu ızdırap hafiflemesi geçicidir. Gerçek ızdırap, gerçek ızdırap, bu üç ızdırap maddi varoluşumuzdan kaynaklanır. Kişi bu ızdırabın farkındaysa ve buna bir çözüm bulmak istiyorsai manevi bir öğretmene ihtiyaç vardır. Şimdi, siz de ızdırabınıza çözüm bulmak ve birine danışmak istiyorsanız, nasıl biriyle tanışırsanız o sizin ızdıraplarınıza son verebilir? Bu seçim olmalı. Bir mücevher, elmas ya da değerli bir şey almak isterseniz ve bunun için markete giderseniz... Böyle bir cahillikle kandırılırsınız, kandırılırsınız. En azından bir kuyumcuya gitmeniz gerekir. Kuyumcu, görüyorsunuz ya? Çok fazla bilginiz olmalı.