TR/Prabhupada 0875 - Kendi Tanrınızın İsmini Zikredin. İtiraz var mı - Ama Tanrının Kutsal İsmini Zikredin

From Vanipedia
Jump to: navigation, search
Go-previous.png Önceki Sayfa - Video 0874
Sonraki Sayfa - Video 0876 Go-next.png

Kendi Tanrınızın İsmini Zikredin. İtiraz var mı - Ama Tanrının Kutsal İsmini Zikredin
- Prabhupāda 0875


750519 - Lecture SB - Melbourne

Tanrıyı göremiyoruz. Görebiliriz ama hemen değil. İlerleme kaydettiğimiz zaman Tanrıyı görebilir, Onunla konuşabiliriz. Fakat şu an yeterli olmadığımız için, eğer Tanrının isminin bu olduğunu biliyorsak, zikredelim. Hepsi bu. Çok zor bir iş mi? Kim çok zor olduğunu söyleyecek? Tanrının ismini, kutsal ismini zikredin. O zaman ne olacak? Ceto-darpaṇa-mārjanam (CC Antya 20.12). Tanrının kutsal ismini zikrederseniz, o zaman ayna gibi düşünülen kalbiniz... Yüzünüzü aynada görmeye benzer, aynı şekilde, konumunuzu kalbin aynasında, kalbin özünde görebilirsiniz. Görebilirsiniz. Buna meditasyon denir.

Dolayısıyla şu an kalbimiz maddi kavramların tozuyla kaplı: "Ben Hintliyim," "Ben Amerikanım," "Ben buyum," Ben oyum" "Ben şuyum." Bunun hepsi tozdur. Bunu temizlemek zorundasınız. Tıpkı aynanın üzerinde toz tabakası olursa temizlediğiniz gibi. O zaman gerçek yüzünüzü görebilirsiniz. Yani Caitanya Mahāprabhu, ceto-darpaṇa-mārjanam: "Rab'bın kutsal adını zikretmekle, yavaş yavaş kalbinizin özünü örten tozu temizleyeceksiniz" diyor. Çok kolay şey. Mantrayı söylemeye devam edin. Ve o zaman durum ne olacak? Bhava-mahā-dāvāgni-nirvāpaṇam: "Maddi varoluşun bu yakıcı kaygı ateşi anında son bulacak." Sırf bu metotla, zikretmekle. Eğer elinizde bir isim varsa, eğer Hare Kṛṣṇa'yı söylemeye bir itirazınız varsa, o halde tanrının hangi adını biliyorsanız zikredin. Bizim hareketimiz bu. Biz şunu yapmak zorundasınız demiyoruz... Lakin bu harer nama (CC Adi 17.21), Caitanya Mahāprabhu tarafından kabul görür. Eğer bir itirazınız yoksa, Hare Kṛṣṇa'yı söyleyebilirsiniz. Ve "Hare Kṛṣṇa Hindistan'dan ithal. Biz söylemeyelim," diye düşünüyorsanız, sorun yok, kendi Tanrınızın ismini zikredin. İtiraz var mı? Ama Tanrının ismini, kutsal ismini zikredin. Bizim propogandamız budur.

Ceto-darpaṇa-mārjanam bhava-mahā-dāvāgni-nirvāpaṇam (CC Antya 20.12). Ve kalbinizde arınır arınmaz, o zaman endişe... Na śocati na kāṅkṣati (BG 12.17). Yavaş yavaş yükseleceksiniz. O zaman anlayacaksınız, "Ben ne Amerikalıyım ne Hintli, ne kedi ne de köpeğim, lakin ben Yüce Rab'bın önemli parçasıyım." Yüce Rab'bın önemli parçası olduğunuzu anlarsanız, o zaman işinizi anlayacaksınız. Tıpkı bedeninizde bir sürü önemli kısımlar olduğu gibi. Elleriniz var, bacaklarınız var, başınız var, parmaklarınız var, kulağınız var, burnunuz var - bir sürü kısım. O halde bedeninizin tüm bu kısımlarının işi nedir? Bedenin parçalarının işi: bedeni düzgünce idame ettirmek, bedene hizmet etmektir. Aynı burdaki parmak gibi. Bir rahatsızlık hissediyorum; kendiliğinden hemen parmağım gelip hizmet eder. Bu sebeple varılan yargı Tanrıya hizmet etmek Tanrının önemli parçalarının işidir. Tek iş, doğal işi budur. Dolayısıyla Rab'bın hizöetiyle meşgul olduğunuz zaman, çünkü siz anlarsınız - rab'bın kutsal isimlerini zikretmekle Rab'bın kim olduğunu ve Onun önerisinin ne olduğunu, benden ne hizmet istediği anlayacaksınız - o zaman o hizmetle meşgul olacaksınız. Hayatınızın mükemmeliyeti budur. Kṛṣṇa bilinci hareketi budur. Ceto-darpaṇa-mārjanaṁ bhava-mahā-dāvāgni-nirvāpaṇaṁ śreyaḥ-kairava-candrikā-vitaraṇam. Ve siz tüm bu kirli şeylerden temizlenir temizlenmz, o zaman hayatınızın esas ilerlemesi başlar.