TR/Prabhupada 0475 - Tanrının Hizmetkarı Olmamız Gerektiğini Duyar Duymaz Ürperiyoruz

From Vanipedia
Jump to: navigation, search
Go-previous.png Önceki Sayfa - Video 0474
Sonraki Sayfa - Video 0476 Go-next.png

Tanrının Hizmetkarı Olmamız Gerektiğini Duyar Duymaz Ürperiyoruz
- Prabhupāda 0475


Lecture -- Seattle, October 7, 1968

Biz Yüce olamayız. En azından yetkin Vedik literatürde, canlı varlığın Tanrı kadar güçlü olabileceğine dair bir şey yok. Hayır. bu mümkün değil. Tanrı büyüktür. O her zaman büyüktür. Siz maddi pençelerden kurtulsanız da O büyüktür. Bu... Bu kıta var, govindam ādi-puruṣaṁ tam ahaṁ bhajāmi. Tanrı ile olan daimi ilişkimiz, O'na ibadet etmek ve O'na hizmet etmektir. Bu hizmet çok zevklidir. Bunu... Hizmetten konuşurken şöyle düşünebiliriz " Oh Burada hizmet alarak acı çekiyoruz." Geçen gün birinin sorguladığı gibi " Neden eğilmeliyiz?" Burada mı bilmiyorum. Birine teslim olmak için eğilmek kötü değildir, ama biz farklı bir durumda olduğumuz için, başkalarına teslim olunca rahatsız hissediyoruz. Aynı kimsenin başka bir ulusa bağlı olmak istememesi gibi, kimse başkalarına bağlı olmak istemez. Herkes bağımsız olmak istiyor çünkü bu maddi dünya spiritüel dünyanın sapkın bir yansıması. Ama spiritüel dünyada ne kadar çok teslim olursanız, ne kadar hizmetkar olursanızi o kadar mutlu olursunuz. Mutlusunuz. Ama şu an böyle bir anlayışımız yok. Spiritüel fikrimiz, spiritüel farkındalığımız yok; Tanrı'nın hizmetkarı olmamız gerekiğinin duyduğumuz zaman tüylerimiz ürperiyor. Ama tüy ürpermesine gerek yok. Tanrı'nın hizmetkarı olmak çok zevklidir. Bir çok reformcu geldi, Tanrı'nın misyonuna hizmet ettiler ve hala ibadet ediliyorlar. Tanrı'nın hizmetkarı oldular, bu önemsiz bir şey değildir. En öenmli şeydir. Govindam ādi-puruṣaṁ tam ahaṁ bhajāmi. Ama kabul etmeyin. Önce anlamaya çalışın. Bu yüzden Vedānta-sūtra der ki, athāto brahma jijñāsā. Brahman ne anlamaya çalışın. (mikrofon ses yapıyor) Neden bu ses? Brahman ne anlamaya çalışın ve ilişkinizi anlamaya çalışın. Ve sonra, gerçekten teslim olduğunuzda, ebedi, mutlu ve bilgi dolu hayatı hissedeceksiniz.

Ve bu Rab Caitanya'nın Öğretileri'nde çok güzel anlatılmıştır. Bhagavad-gītā'da da aynı öğreti vardır, ama... İki tane basılan kitabımız var, Özgün Haliyle Bhagavad-gītā diğer kitap, Rab Caitanya'nın Öğretileri. Bhagavad-gītā teslim olma sürecini öğretir. Sarva-dharmān parityajya mām ekaṁ śaraṇaṁ vraja (BG 18.66). " Bana teslim ol" der Rab. Ve Rab öğretileri, Caitanya Mahāprabhu'nun öğretisi, nasıl teslim olunacağıdır. Çünkü biz şu anki koşullanmış hayatımızda teslim olmaya karşı çıkıyoruz. Çok fazla parti ve "izm" var ve ana prensip " Neden teslim olacağım?" Ana hastalık bu. Hangi politik parti varsa, ayan Komünist parti gibi... Onların karşı çıkışı kapitalist dediklerinin üstün otoritesine karşı. " Biz neden..." Heryerde aynı şey " Neden teslim olacağım?" Ama teslim olmalıyız. Bu bizim yapısal konumumuz. Bir kişi ya da hükümete, yada topluluğa ya da topluma teslim olmazsam da ama nihayetinde teslim olmuş durumdayım. Doğanın kanunlarına teslim olmuş durumdayım. Bağımsızlık yok. Teslim olmak zorundayım. Ölümün cani ellerinin çağrısı olduğunda, anında teslim olmak zorundayım. Bir çok şey. Anlamalıyız ki... Bu brahma-jijñāsā'dır " Neden teslim olma süreci var?" Eğer teslim olmak hoşuma gitmiyorsa, teslim olmaya zorlanırım. Devlette de, devletin kanunlarına uymazsam, beni polis, asker ya da başka şeylerle uymaya zorlarlar. Benzer şekilde, ölmek istemiyorum ama ölüm beni teslim olmaya zorluyor. Yaşlı bir adam olmak istemiyorum ama doğa beni yaşlanmaya zorluyor. Hastalık istemiyorum, ama doğa beni bir hastalığı kabul etmeye zorluyor. Bu teslim olma süreci var. Şimdi neden böyle olduğunu anlamalıyız. Bu yapısdal konumun teslim olmak olsuğu anlamına gelir, ama şu anki zorluk yanlış kişiye teslim olmamdır. Ama Yüce Rabba teslim olmam gerektiğini anladığımızda, yapısal konumum canlanır. Bu benim özgürlüğümdür.